Karaman'ın Duygusal Hafızası ve Muammer Baran'ın Son Mızıkası
Karaman'ın abisi, herkeste bir iz bırakmayı başarmış kıymetlisi, kendine özgü tarzı, renkli giyimi ve bilgeliğiyle gönlümüzde özel bir yeri olan Muammer Baran'ın ölümü üzerinden 22 yıl geçmiş.
Karaman'ın Sesi tarafından basılmış, duayen gazeteci Medeni Yavuzaslan'ın son Karaman gezimde hediye ettiği, Rahmetli Hasan Pınarbaşı'nın "Karaman'ın Geçmiş 50 Yılı ve Tanınmış Kişileri" adlı kitabında Muammer Baran da yer almış.
Pınarbaşı, "Sevgili öğretmenim Sayın Muammer Baran, Mansurdede Mahallesi'nde, Lel Hamamı bitişiğindeki evlerinde 1926 yılında doğdu. Babası dayhane ve ağdacılıkla uğraşan merhum Hasan Efendi'dir. Annesi Fadim Teyze Hanım'dır" diye başlamış anlatmaya.
Hasan Pınarbaşı öyle güzel bir Muammer Baran portresi çizmiş ki, onun her özelliğini kitabında kelime kelime dokumuş. Ben bir paragrafını alacağım.
"Baran hocamızın sohbetleri, şiir okumaları hiç unutulacak gibi değildir. Pala İbo'nun kahvesinin önünde çevresine toplanan gençlere verdiği öğütler, felsefi tartışmalar ve özellikle şiir okumalarının tadı hâlâ belleklerdedir. O, Karamanımızın Don Kişot'udur desek, abartmış olmayız. Hemşehrileri her şeyi unuturlar ya Muammer Baran hocalarını hiç unutamazlar."

Muammer Baran, 29 Nisan 2004 tarihinde, tedavi gördüğü Karaman Devlet Hastanesi'nde vefat etti. Cenazesi ise ertesi gün kaldırıldı.
Cenazesi öyle kalabalık, öyle kalabalıktı ki, Karaman tarihinde benzeri görülmemiş katılım oldu. 30 Nisan 2004 günü Cuma namazından çıkanlar adeta musallaya aktı. Yaşlısı genci, çoluk çocuk binlerce kişi onu dualarla son yolculuğuna uğurladı. Anneler ardından gözyaşı döküp dualar etti.
Kadim şehrin güngörmüş insanları, her kesimden binlerce kişiyi bir araya getiren bir başka cenaze görmediklerini ifade ettiler.
Anı Kültür Yayınlarından çıkan "Toprak Damlı Evlerin Çocukları II" adlı kitapta, Eyup Bağcı, Karaman'da iz bırakan, saygı duyduğu kişileri anlatırken, ilk söz ettiği isim Muammer Baran'dır. Eyup Bağcı, şunları söyler:
"Türkçeyi en güzel konuşan, okumayı çok seven zarif insan Muammer Baran abimiz, bizim Hoca Mahmut Mahallesi'nden bir arkadaşımın ablası ile evlendi. Ben düğününe katıldığımı hatırlıyorum. O güzel, dünyanın en kibar insanı mahallemize gelirken bahçesinin ürünlerini dağıtırdı. Tüm mahalle ona hayrandık. Elinden kitap ve müziğe olan sevgisi, mızıkayı hiç düşürmezdi. İnanın, verdiği serenadı keyifle dinler, hayran kalırdık. Ayrıca namazlarını camide cemaatle kılar, müezzin yoksa o güzel sesiyle müezzinlik yapardı. "
Eyup Bağcı, Muammer Baran'ın cenaze namazına gidenler arasındadır. 30 Nisan 2004 gününü, cenaze namazını şöyle anlatır:
"Belediye hoparlöründe defalarca öğle namazına müteakip cenazenin kaldırılacağı duyuruldu. Akın akın insan seli... O güzel insanın cenaze namazını kılmaya geliyorlar. İnsan selinin musallaya sığması ne mümkün! Karşıda petrol istasyonu var. (Haraniler'in) Öğretmen Şükriye Hanım, sevgili eşi Fehmi Harani. Petrol istasyonuna kadar insan seli. Yollar cemaatten kapandı. Ben o anı Mukaddes öğretmenime cep telefonumdan 26 dakika canlı yayın yaptım. Öğretmenim o duygu dolu anlara dayanamadı, ağlamaya başladı. Bana 'Oğlum, gerisini kızıma anlat' dedi.

O güzel insan omuzlarda değil, eller üzerinde mezarlığa götürülmüştü. O güzel insan Karamanlıların kalbinde öyle taht kurmuş ki! Ömür boyu gördüğüm birkaç cenaze namazından biriydi. Cennet mekânı olsun."
Hasan Pınarbaşı, Muammer Baran'ın mızıkasını yazmayı unutmuş. Belki de yazmayı gerekli görmedi. Eyup Bağcı'nın anlatımında karşıma çıkan Muammer Baran'ın mızıkası, Murat Ay'ın "Karaman Ezgisi - Sesimiz Sözümüz Sazımız" adlı kitabında kendine öyle güzel yer bulmuş ki, her görüşümde içim tatlı bir hüzünle dolar.Karaman'ın Duygusal Hafızası ve Muammer Baran'ın Son Mızıkası
Saray Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sami Özdağ'ın desteğiyle Saray Sekasar Vakfı'nca 2024 yılında bastırılan "Karaman Ezgisi" özel bir çalışma. Başmimar Murat Ay. Kitabın mimarları ise yılların birikimini taşıyan ve müziğe gönül vermiş yüzlerce kişi.
Bazı isimleri hatırlatmak lazım:
Vehbi Uysal, Mustafa Diler, Bülent Aksoy, Sami Özdağ, Kâmil Şener, Mehmet Akif Dinç, Remzi Tartan, Orhan Tosun, Ali Güç, Mehmet Öget, Kemal Çakır, Ali Beke Çakır, Nurten Abacı, Zafer Kızıltoprak, Şeref Gerçek, Mehmet Oltan, Hatice Doğan Tartan, Dr. Mustafa Gövesli, Ali Aksoy, Atıf Peynirci, Muzaffer Asma, Lütfi Güneş, Ali Bilgiç, Mehmet Naci Kuraloğlu, Mehmet Ferit Yalçın, Muhterem Baş, Süleyman Ünver, Murat Atalayer, Nuran Özerler Uyar, Özlem Varışlı Atçeken, Ramazan Günel, Hüseyin Bayır, Tanyeri Kuş Aydoğan, Salih Aydın, Faruk Gür, Ufuk İşleker, Hakkı Küçükşen, Ekrem Şahin, Ali Menekşe, Recep Erecek, Resul Coşkun, Mümtaz, Ersoy, Erdal Ünver, Ali Aydilek, Musa Eroğlu, Osman Nuri Koçak...
Kitap, güzel bir çalışma ve emek ürünü. Karaman'ın unutulmuş veya unutulacak nice olayları tanıklar tarafından aktarılmış. Kitabın kıymetini içindeki fotoğraflar daha bir arttırıyor.
Karaman sevdalısı Yazar Hasan Baran'ın Muammer Baran'ın oğlu olduğunu hatırlatmalıyım. Hasan Baran, Murat Ay'ın ricasıyla, "Karaman Ezgisi" için "Babamın Mızıkası" başlıklı duygu yüklü bir yazı yazmış. Sevgili Hasan'ın, "Çocuk Şarkıları" bölümünde yer alan yazısını mutlaka okuyun derim.
Yazı, anılar demetinden bir dal çiçek gibi. O, dünyada en çok babasının mızıka çalışını sevmiş. Muammer Baran, boynundaki mızıkasını nerede ve kime çalarsa çalsın, Hasan, babası kendisi için çalıyor diye düşünürmüş.
Hasan Baran babasını öyle güzel anlatmış ki.
"Gülümseyerek mızıka çalardı babam.
Mızıka onun elinde güneş gibi parlardı." diye bitirmiş duygusal yazıyı.
Muammer Baran'ın müzik enstrümanı mızıkaydı (armonika). Mızıka, Karaman'ın eski mahallelerini gezerken bir daha karşıma çıktı. Yol arkadaşım, zarif insan Emin Ege bir evin önünde durdu. "Muammer Baran burada yaşadı. Bitişik ev de onlarındı" dedi.
Sonra bir anısını anlattı. Muammer Baran, ölümünden bir süre önce gözünden bile sakındığı mızıkasını kaybetmiş. Muhtemel ki, bisikletle bir yere giderken ya düşürmüş ya da bıraktığı yeri unutmuş olmalı.
Karaman'da mızıka denilince akla gelen tek yer vardır: Mut Pazarı. Rahmetli Mehmet Gerçek'in dükkânı. (Şeref Gerçek'in babası. Değerli sanatçımız Ali Bilgiç de ilk mızıkasını Mehmet amcadan almış. İlkokula giderken yolda 5 lira bulmuş. O parayla ağız mızıkası alıp, müziğe bu enstrümanla başlamış.)

Şeref Gerçek'in bir yazısına tesadüf ettim. Şöyle diyordu:
Rahmetli Muammer abi, armonikayı bizim dükkândan alırdı. Mut Pazarı'ndan. Rahmetli babam sırf Muammer Baran için Alman malı Hohner marka mızıka bulur getirirdi. Bir ara Çin malı mızıka göstermiştik, beğenmemişti. Mekânları cennet olsun."
Muammer Baran, mızıkasını kaybetmiş olmanın üzüntüsü içindeyken, Emin Ege bir sürpriz yapar. Mut Pazarı'ndan bir mızıka alıp Muammer Baran'a hediye eder. Bu olay ölümünden kısa süre öncedir.
Bazen bir mızıka bir şehrin duygusal tarihinin en güzel enstrümanı olarak karşımıza çıkar. Bir mızıka, bir güzel adam, onlarca gönül dostu ve birkaç kitap, bir şehrin nabzının hâlâ attığını gösterir.
Muammer Baran, 1970'li yıllarda, bir akşam üstü evime dönerken, İhtiyarlar Kahvesi önünde beni ve yanımdaki arkadaşı durdurdu. Şiiri sevip sevmediğimizi sordu. Sevdiğimizi söyledik. Bana en sevdiğim şairi sordu; Necip Fazıl, dedim.
Hemen başladı okumaya: Necip Fazıl'ın "Kaldırımlar" şiirini. Ne vakit Kaldırımlar'ı okusam veya dinlesem o günü anımsarım. Kimilerince "Kaldırımlar'', Cumhuriyet döneminin Türkçede hece vezniyle yazılmış en güzel şiiridir.
Rahmetli Muammer Baran'ın bir arkadaşıma söylediği ve onun kulağına inci küpe olarak taktığı şu güzel dizelerle veda edelim.
"Alim ile sohbet etmek, altın, zümrüt, incidir.
Cahil ile sohbet etme sakın, seni incitir."
Muammer Baran, halk ağzında yaygın olan "B.kla dövüş olmaz. Kazansan bile b.ka bulaşmış olursun" sözünün incelikli halini ne güzel söylemiş.

Ahmet Tek
Tarih: 10-06-2026